Fıkra gibi…

Kamil_Sönmez_portre

Demin televizyondan Kamil Sönmez’in vefat ettiğini öğrendim, içim burkularak da olsa, onu her hatırladığımda güldüğüm bu komik anımı, sizinle paylaşmadan edemedim (20-12-2012).
Sene 1983, konservatuarda öğrenciyken, harçlığımı çıkarmak için kısa süren bir sahne tecrübem olmuştu, bağlamayla eşlik ettiğim türkücülerden biri de Kamil Abi idi.
Kamil Sönmez, özellikle televizyon yayınının yeni başladığı yıllarda sık sık televizyona çıkar, Karadeniz türküleri okur, ve her seferinde değişik bir Karadeniz fıkrası anlatırdı. Onun davudi sesinden fıkra dinlemek çok keyifliydi.
Bu özelliğini çok iyi bilen yedi kişilik orkestramız, 45 gün aralıksız sürecek olan programın ortasında bir ‘fıkra arası’ verileceğini de öğrendi ve ilk gece sahneye çıktık. Kamil Abi şu fıkrayı anlattı,

Bir gün, benim Karadenizli bir hemşehrim, gazetede bir iş ilanı görür, ilanda aranan özellikler; yüksek okul mezunu olmak, askerliğini yapmış olmak, otuz yaşını geçmemiş olmak, iş deneyimi vs.
Karadenizli gazeteyi alır ve doğru o iş yerine gider ve iş ilanı için geldiğini söyler, Kendisine sorulur,
– Üniversite diploman var mı?
– Yok
– Askerliğini yaptın mı?
– Yok
– İş deneyimin var mı?
– Yok…  deyince, ‘E sen burada aranan özelliklerin hiç birine uymuyorsun’ diyen kişiye,
– Hah işte, ben de onun için geldim,siz siz olun sakın ha bu işte bana güvenmeyin!

Fıkra bitince, gazino seyircisi ayıp olmasın diye biraz güldü, ama kahkaha atanı duymadık. Orkestra
üyeleri de adeta, Kamil Abi onca güzel Karadeniz fıkrası varken, bula bula bunu mu bulmuş, der gibi
birbirimize baktık.
Ertesi gece fıkra arası geldiğinde Kamil Abi yine bu fıkrayı anlattı!
Biz, herhalde dün gece bunu anlattığını unuttu deyip geçtik-gazino müşterisinden yine tepki yok,
Üçüncü gece yine bu fıkra, biz homurdanmaya başladık-müşteride yine tık yok,
Dördüncü, beşinci altıncı gece… Derken, biz; Kamil Abi’nin, bildiği bütün fıkraları unuttuğuna inanmaya
başladık.
Nitekim, Kamil Abi bıkmadan, usanmadan, ısrarla ve inatla 45 gün, her gece bu soğuk fıkrayı anlattı.
Kimsenin çok gülmediğini gördüğü halde, anlatabileceği yüzlerce çok daha komik Karadeniz fıkrası
olduğu halde.
Fakat beni asıl güldüren, belki bu gece fıkrayı değiştirir umuduyla bekleyen orkestra arkadaşlarım.
Kamil abi yine, Bir gün benim Karadenizli bir hemşerim diye fıkraya her başladığında,davulcu bagetleri ısırmaya, kemaneci arşe ile kendi kafasına vurmaya, bongocu bongoyu fırlatacakmış gibi havaya kaldırmaya, sonra da birbirimize bakıp, sinir sinir gülmeye başlıyorduk.

Konu Karadeniz’li olunca, anısı bile fıkra gibi oluyor. Nur içinde yat Kamil Abi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.